En Kutlu Doğum
En Kutlu Doğum

("Seninle aynı asırda bulunamadığım için üzgünüm ey Muhammed ! İnsanlık senin gibi bir şahsiyeti bir daha göremeyecektir" Bismarck) Zaman öylesine akıp gidiyordu. Bu gidişin tam yerinde, orda, zamanın son ortasında, o kutsal mekânda bir doğum gerçekleşiyordu. Tarih 20 Nisan 571’i gösteriyordu. Ne doğum ki o coşkuyu, coşkulu anlatımla Süleyman Çelebi’nin mevlidinde (Vesiletü’n-Necat) görürüz. Sık sık okuruz ya da dinleriz o güzel anlatışı. O ana gideriz. O zamanda hissederiz kendimizi. Heyecanlanırız. İçimizden bir hoş geldin demek gelir. Bir sevinç, bir coşku duyarız. Nedense bazen bir hüzün de kaplar içimizi birden. O doğumu göremediğimiz içindir, o zamanda yaşayamadığımız içindir bu hüzün....

 
Huzuru Bilen Adam
Huzuru Bilen Adam

Bir köşede(n) şöyle sesleniyor/yazıyor bir yazarımız:”Medeniyetle barışık değildir İslam”,”İçime huzur doluyor İncil okurken”         Evet, insan huzuru bir başka deyişle mutluluğu arar durur. Adına kitaplar yazılmış, filmler yapılmış, eserler ortaya konulmuş bir önemli bir kavramdır mutluluk.          Dinlerin de özünde insanın önce dünyada sonra ahirette mutluluğunu sağlamak vardır. Bu yüzden insanı mutlu kılmayı amaçlayan bilgiler ve öğütler oldukça önemlidir. Bu yazıda uzun uzadıya bu konu üzerinde durmayacağım. Benim söylemek istediğim insanlar için seçeneklerin bol olduğudur. Hangisi mutlu ediyorsa, huzur veriyorsa onu seçmek de serbest. İncil’de huzur bulan İncil okusun. Tevrat okumak da serbest. Şiir tarzında Zebur da okunabilir. Vedalar’dan...

 
İşte O Gün
İşte O Gün

Hayaller fikirlerin, fikirler davranışların, davranışlar alışkanlıkların şekillenmesinde etkendir. Hepsi de insan karakterinin oluşumunda ve gelişiminde önemli unsurlardır. “Hayaldi, gerçek oldu” ifadesini ilk duyduğumda etkilendiğimi belirtmeliyim. İç içe mesajlar sunan bu ifadede hayal sanılan şeylerin gerçekleştiğini; yine hayal zannedilen bazı şeylerin de gerçekleşeceğine vurgu yapılmaktadır. Biz çevremizden zaman zaman şu cümleleri duyarak büyüdük: “ Biz göremeyiz, belki siz veya çocuklarınız görür.” Şimdi düşünüyorum da büyüklerimizde yaşadıklarından dolayı ne bir hayal ne de geleceğe dair bir ümit kalmış. Elbette yaşanan olumsuzlukların insan üzerinde etkisi büyüktür. Şöyle bir bakıyorum geçmişe doğru. Tarihten günümüze acaba kaç millet düştüğü yerden tekrar tekrar kalmayı becerebilmiştir....

 
Yol Yürek Hayır
Yol Yürek Hayır

Medeniyetlerin belki de en önemli göstergesi yollarıdır. Yol varsa gidilebilir, yol varsa kavuşmak mümkündür, yol varsa ulaşım gerçekleşebilir… Yol yoksa hayat yok, yol yoksa gelişimin önünde de kocaman bir engel var demektir. Yol yoksa insan gidemiyor, insanın gidemediği yere medeniyet, dolayısıyla insanlık da gidemiyor demektir. Bir yol gördüm başı var, sonu yok. Adeta çıkmaz bir yol. Bir yol gördüm yeni yapılıyor. Topraklar bir sağa, bir sola ayrılıyor; taşlar ve sert kayalar yerinden oynatılıyor. Geçit vermeyen sert kayaların başı dinamitle yarılıyor ve yol yapımı devam edebiliyor… Sonunda geçit vermeyen taşlar yarılıp, yer yerinde oynatılınca, geçit vermeyen dağlar da tünellerle delinip...

 
Son Nokta -2
Son Nokta -2

Hayat iki nokta arasında bir çizgi dedik durduk. Her gün bizim için bu çizgiye koyduğumuz bir nokta... Noktalarımız çizgimizi oluşturacak. Belki uzun, belki çok kısa olacak çizgimiz bunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var o da kalıcı izler bırakmak isteyişimizdir. Evet, böyle demiştik önceki yazımızı bitirirken. Bugün bu ilk ve son nokta arasından bir noktadan bahsedeceğiz. Noktalarımızın varlığını görmeye, önemini anlamaya çalışacağız. Yaşımız eriyordu artık. Elimiz kalem tutmaya da başlamıştı. A’yı öğrendik önce, sonra B’yi, sonra da C’yi… Derken harfler heceleri, heceler de kelimeleri kovaladı. Kelimelerimizi kelimelerimize ekledik. Bir araya getirip onları topladık. Yani onları cümle yaptık. Ve öğrendik...

Hazırlayan : Musa AYDOĞDU

Seslendiren: Hacer AKTAŞ

Hazırlayan : Musa AYDOĞDU

Seslendiren: Hacer AKTAŞ

Hazırlayan : Musa AYDOĞDU

Seslendiren: Hacer AKTAŞ