DUYURU

DKAB müfredatı yenilendiği için sitemizdeki bu dersle ilgili dokümanların eski olduğu bilinmelidir. Yeni güncel dosyalar zamanla eklenecektir.

İşte O Gün

musa2 Hayaller fikirlerin, fikirler davranışların, davranışlar alışkanlıkların şekillenmesinde etkendir. Hepsi de insan karakterinin oluşumunda ve gelişiminde önemli unsurlardır.

“Hayaldi, gerçek oldu” ifadesini ilk duyduğumda etkilendiğimi belirtmeliyim. İç içe mesajlar sunan bu ifadede hayal sanılan şeylerin gerçekleştiğini; yine hayal zannedilen bazı şeylerin de gerçekleşeceğine vurgu yapılmaktadır. Biz çevremizden zaman zaman şu cümleleri duyarak büyüdük: “ Biz göremeyiz, belki siz veya çocuklarınız görür.” Şimdi düşünüyorum da büyüklerimizde yaşadıklarından dolayı ne bir hayal ne de geleceğe dair bir ümit kalmış. Elbette yaşanan olumsuzlukların insan üzerinde etkisi büyüktür.

Şöyle bir bakıyorum geçmişe doğru. Tarihten günümüze acaba kaç millet düştüğü yerden tekrar tekrar kalmayı becerebilmiştir. Destanlarla dolu atalarımızın tarihi gösteriyor ki milletimiz insanlığına/bağımsızlığına çok düşkündür. Canı, kanı pahasına da olsa bunun mücadelesini vermiştir. Kendisine zincir vurmaya çalışanlara da, onları zincirlere vurarak değil insanlığını göstererek örnek olmuştur.

İşte bugün bu topraklar üzerinde “Misak-ı Milli” duygusuyla kurulmuş bir devlete sahibiz. Akif’in deyişiyle “çılgınların zincir vurmaya çalıştığı” bu millet, köklerinin sağlam bastığı bu topraklarda koca çınarın tutsak edilemeyeceğini onlara göstermiştir.

O günden bu güne sahip olduğumuz değerler nedeniyle dünya insanlarının gözü üzerimizde olmuştur. “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışı da Türkiye’nin söyleyeceği sözlerde önemli bir ilkesi olmuştur. Bugün yaşadığımız coğrafyada ve dünyanın değişik bölgelerinde savaşlar, iç çatışmalar ve kargaşalar içindeyiz. Ülkemiz elbette bunlardan etkilenmekte, zaman zaman bu sorunlar yumağı içine çekilmek istenmektedir. Ne olursa olsun ülkemiz ilkeli duruşuyla bunları aşabilecek güçtedir.

Sahip olduğumuz ve beslendiğimiz değerler sayesinde Cumhuriyetimizin 100. yılında kökleri çok daha sağlam, gölgesi tüm dünyayı kuşatan bir ülke olma yolunda ilerliyoruz. Bunun farkında mıyız? Farkında olmalıyız. Çünkü “insanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen bir büyüğün sözleri hala kulaklarımızda çınlıyor. Ötelerden gelen bu ses adeta bir hedef de gösteriyor.

İşte şimdi Türkiye bu yolda ve bu hedefe doğru ilerliyor. İnanıyorum ki 2023 yılına ulaştığımızda sapasağlam duran/görünen kocaman bir çınar gibi olacağız. Çünkü o gün adaletin gerçekleştiği, kardeşçe yaşanan, hoşgörünün tekrar yeşerdiği, ahlakiliğin öncelendiği, temel insan hak ve özgürlüklerinin sağlandığı bir ülkede yaşıyor olacağız. Yaklaşık son on yılda yaşadığımız değişim ve dönüşümler bunun gerçekleşeceğine olan inancımızı artırıyor.

İşte o gün, kendi zenginliklerinden beslenen koca bir çınar gibi olacağız.

İşte o gün, beslendiğimiz değerleri tüm dünyaya tohum olarak saçmış olacağız.

İşte o gün, tüm insanları gölgemize alacak kadar engin bir hoşgörüye sahip olacağız.

İşte o gün, özgüveni yüksek, söyleyecek bir sözü olan, sözü dinlenen bir ülke olacağız.

İşte o gün, “insanın yaşatılacağı, insanca yaşanan” bir ülke olacağız.

İşte o gün, dünya insanlarının kardeşliğini sağlamaya örnek ve önder olacağız.

İşte o gün, barış limanına sahip bir güven ülkesi olacağız.

İşte o gün, bizi biz yapan değerlere tekrar sahip olacağız.

İşte o gün’e bu günden gidilir.

Ancak her vatan evladı da o gün için bugün çalışmayı görev bilmelidir.

Çünkü bu bir hayal değildir, gerçekleşecektir.

Hayal ise de gerçekleşmelidir.

 

29.05.2011

Musa AYDOĞDU

www.musaaydogdu.net

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Din Duygusu
Din Duygusu

Gözlem: Birkaç ay önceydi. Bir arkadaşımın evindeyim. Oturuyoruz. Yatsı vakti. Ezan sesi geliyor uzaktan. Henüz bir yaşını yeni doldurmuş olan Emin bebek parmağını yukarı doğru uzatıyor. Allah diyor aynı anda. O sesin geldiği yöne, ezan sesine doğru uzatıyor minnacık güzel parmaklarını. Kelimeyi tam söyleyemiyor… Yaklaşık bir ay önce de evime misafir gelen ve tahminen bir buçuk yaşında bir cennet kokusuna bakın siz. Vakit ikindi. Yine ezan okunuyor. Bu sefer...

Bir Abdest Kaç Namaz?
Bir Abdest Kaç Namaz?

Malum. Küresel ısınma var. Dünyada iklim dengelerinin alt üst olmaya başladığı bir zaman dilimindeyiz. Kullanılabilen su kaynakları azalıyor. Suyu bulmak ve suya ulaşmak gittikçe zorlaşıyor. Canlılar için öneminden bahsetmeye gerek olmayacak derecede bir ihtiyaç su. Gelecekte su savaşlarının yaşanabileceği yönünde fikir yürüten insanlar var. Gidişata bakılırsa hiç de hafife alınacak bir düşünce değil.             Her neyse. “Eden bulur” diye bir deyim var dilimizde. Yaşananlar insanların iyi veya kötü ortaya...

Yalan Söylemek Yorucu mu?
Yalan Söylemek Yorucu mu?

  Onu hepimiz tanıyoruz. Türk futboluna çokça emeği geçen büyük bir spor insanı desem abartmış sayılmam. Dürüstlüğü, tutarlı kişiliği ve güven veren duruşuyla değişik kesimlerin üzerinde uzlaştığı bir insan o. 2002 FİFA Dünya Kupa’sında Türk Futbol’unun başarısının altında onun imzası var. Sanırım tahmin etmiş olmalısınız kimden bahsettiğimi: Şenol GÜNEŞ Zannetmeyin ki burada uzun uzadıya spordan bahsedeceğiz. Sporla çok ilgilendiğimi söyleyemem. Nedense bir türlü ısınamadım sporla ilgili uğraşlara. Hani olur ya...

Çocuklarımız Allah'ı Merak Ediyor?
Çocuklarımız Allah'ı Merak Ediyor?

Nasıl merak etmesinler ki? Bu yazıda bedensel, bilişsel, duygusal vb. alanlarda hızlı bir gelişim gösteren bebeğin/çocuğun özellikle dil gelişimi ve buna bağlı olarak duygusal gelişimi üzerinde duracağız. “Doğan her çocuğun fıtrat üzere ( Allah’a inanmaya yatkın) olarak doğduğunu” sevgili peygamberimiz belirtiyor. Yeni doğan müslüman bir bebeğin ilk duyduğu kelimelerden birisi de Allah kelimesi değil midir? Sağ kulağına okunan ezanda ve sol kulağına okunan kamette birçok defa tekrarlanmıyor mu Allah sözcüğü?...

Son Nokta -1
Son Nokta -1

Noktayı bilir misiniz? Hani o bize durmayı hatırlatan noktayı. Bir şeyin sona erdiğini hatırlatan noktayı. Ne sonu, aslında yeni bir başlangıcın olduğu noktayı bilir misiniz? Bir çizgi için yüzlerce nokta gerektiğini hatırlayalım. İşte hayat da bizim için noktaların birleşimi gibi bir şey. Başlangıcı ve sonu olan bir şey. Matematiksel bir dille bir doğru parçası gibi adeta. Her bir nokta öncekine bağlı. Bir önceki bir sonrakini doğuruyor… Ya ilk nokta,...