DUYURU

DKAB müfredatı yenilendiği için sitemizdeki bu dersle ilgili dokümanların eski olduğu bilinmelidir. Yeni güncel dosyalar zamanla eklenecektir.

Son Nokta -1

musa2 Noktayı bilir misiniz? Hani o bize durmayı hatırlatan noktayı. Bir şeyin sona erdiğini hatırlatan noktayı. Ne sonu, aslında yeni bir başlangıcın olduğu noktayı bilir misiniz? Bir çizgi için yüzlerce nokta gerektiğini hatırlayalım.

İşte hayat da bizim için noktaların birleşimi gibi bir şey. Başlangıcı ve sonu olan bir şey. Matematiksel bir dille bir doğru parçası gibi adeta. Her bir nokta öncekine bağlı. Bir önceki bir sonrakini doğuruyor… Ya ilk nokta, o nasıl oluyor, nasıl ortaya çıkıyor, kim çıkarıyor? Son noktayı koyan kim?

İlk nokta doğum ise son nokta da ölümdür. Ve noktaların birleşimi de bir hayattır. İşte biz bu yazıda yaratıcı ve sonlandırıcı irade üzerinde durmaya çalışacağız.

        Yaratıcı yok olanı varlık sahnesine çıkarma iradesine ve gücüne sahip olandır. İradesini ortaya koyarak ve gücünü göstererek yokluk alanından varlık sahnesine çıkarmıştır bizi. Burada insan dışındaki varlıklar üzerinde durmayacağız. Varlık sahnesinde yerini alan o üstün varlık yani insan üzerinde ve insan hayatı üzerinde durmaya çalışacağız.

        Bildiğimiz gibi insanın yaratılış süreci Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde ortaya konulmaktadır.

” Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!  Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.”(Sa’d 71-74) İşte varlık alanında bir canlı, yani insan da bu şekilde yerini aldı. Bu durum genel anlamda insanlığın başlangıç noktasını oluşturuyordu. Bu yaratılış olayını bir sahne gibi düşünürsek değişik Kur’an ayetleri bu sahneyi sık sık bize hatırlatmaya çalışıyor.

And olsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı”(Araf,11). Evet, varlıklar arsına bir varlık daha katılıyordu ve ilk andan itibaren bir düşmanı da ortaya çıkıyordu.

        Elbette Yüce Allah her şeyi bir hikmete göre ve bir amaç için yaratmaktaydı. İnsan denilen varlığı, o çok üstün ve değerli dediği varlığın değerini sınamak gerekiyordu. “Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısına çevirdik”(Tin,4-5). Değerini kaybedenler ve değerini arttıranlar için hayat denilen imkân ve o imkân içinde çeşitli sınav soruları.

        Yukarıda dediğimiz gibi bir düşman, aslında bir sınav sorusu hemen karşısındaydı insanın. İblis. Nam-ı diğer Şeytan. Ben çok daha üstünüm diyerek kaybeden Şeytan. Evet, Şeytan için insan bir sınav sorusuydu ve o bu imtihanı/insanı ciddiye almayarak kaybetti. Kaybetti ve kaybettirmek istiyor o günden bu güne. Kime tabiî ki insana. Şimdi sıra insanda. Ciddiye almadığımız şeylerde bize kaybettirecek bir imtihan sorumuz/şeytan var. Başlangıç anından son zaman kadar bu iki nokta arasında hayat sürüp gideceğiz. Ve mücadelemiz devam edecek.  İşte buna değinen bir Kur’an ayeti;” Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak çıkaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlamanız -ki içinizden daha önce vefat edenler de vardır- ve belli bir vakte ulaşmanız için sizi yaşatan O'dur. Umulur ki düşünürsünüz.”(Mü’min,67)

            Evet, düşünüyoruz. Bir vakit bizi yaratıp varlık dünyasına çıkardı rabbimiz. Bir Kur’an ayetinde buna şu şekilde değinilir;” Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?”(et-Tur,35).  Bizi değerli kıldı. Şükrediyoruz. Bilmediğimiz bir vakit son bulacak bir hayat sürüyoruz.” Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm ), belli bir süreye göre yazılmıştır...”(Al-i İmran,145). “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile…”(Nisa,78) Bilmediğimiz ve irademizin olmadığı iki şey işte bunlar. Bunlar başlangıcımız yani doğumumuz; bir de sonumuz yani ölümümüz.” Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur”(En’am,2) Bildiğimiz ve bilebildiğimiz tek şey ise yaşadığımız andan başkası değildir. Biz ise iyi veya kötü konusunda hayat boyu imtihan olup durmaktayız. “…Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır”(Hud,114) İnsanın öğüt alıp almadığı da tercihine göre ortaya çıkacaktır.

        Hayat iki nokta arasında bir çizgi dedik durduk. Her gün bizim için bu çizgiye koyduğumuz bir nokta. Noktalarımız çizgimizi oluşturacak. Belki uzun, belki çok kısa olacak çizgimiz bunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var o da kalıcı izler bırakmak isteyişimizdir. Bunu başarmak mümkün. Bu hayat da elimizde. O zaman ne bekliyoruz? Son nokta konulmadan ve bize verilen süre dolmadan noktalarımız daha belirgin olsun. Her günümüz iyiliklerle dolsun. Kötülükler son bulsun. Son noktadan sonra hayırla yad edilecek (anılacak) bir adımız olsun…Devam Edecek

 

 

 07.05.2008

 Musa AYDOĞDU

www.musaaydogdu.net

Yorumlar   

0 #1 profile 31-10-2018 16:26
Need cheap hosting? Try webhosting1st, just $10 for an year.

Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Çocuklarımız Allah'ı Merak Ediyor?
Çocuklarımız Allah'ı Merak Ediyor?

Nasıl merak etmesinler ki? Bu yazıda bedensel, bilişsel, duygusal vb. alanlarda hızlı bir gelişim gösteren bebeğin/çocuğun özellikle dil gelişimi ve buna bağlı olarak duygusal gelişimi üzerinde duracağız. “Doğan her çocuğun fıtrat üzere ( Allah’a inanmaya yatkın) olarak doğduğunu” sevgili peygamberimiz belirtiyor. Yeni doğan müslüman bir bebeğin ilk duyduğu kelimelerden birisi de Allah kelimesi değil midir? Sağ kulağına okunan ezanda ve sol kulağına okunan kamette birçok defa tekrarlanmıyor mu Allah sözcüğü?...

Din Duygusu
Din Duygusu

Gözlem: Birkaç ay önceydi. Bir arkadaşımın evindeyim. Oturuyoruz. Yatsı vakti. Ezan sesi geliyor uzaktan. Henüz bir yaşını yeni doldurmuş olan Emin bebek parmağını yukarı doğru uzatıyor. Allah diyor aynı anda. O sesin geldiği yöne, ezan sesine doğru uzatıyor minnacık güzel parmaklarını. Kelimeyi tam söyleyemiyor… Yaklaşık bir ay önce de evime misafir gelen ve tahminen bir buçuk yaşında bir cennet kokusuna bakın siz. Vakit ikindi. Yine ezan okunuyor. Bu sefer...

Ansızın Gelir
Ansızın Gelir

Bu yazı daha çok duygulara hitap eder. Bu yazıyı kaleme alırken aldığım bir haber beni duygulandırdı.     Bazen aldığımız bir haber biz çok çok etkiler. Hele bir de bu haber ölüm haberiyse...     Ne zaman bir ölüm haberi alsam irkilirim, ürperirim, sarsılırım. Nedendir onu da bilmiyorum. Kuşkusuz ölümden korkma da değildir bunun sebebi. Ama sanki sevgili peygamberimizin,"Lezzetleri kesip acıllaştıran ölümü çokça hatırlayın" sözü bunu açıklar. Evet o kadar acıdır ki ölüm...

Sadaka Taşı
Sadaka Taşı

Nice güzel örnekler duruyor tarihin zaman aralıklarında. Köşelerde, kenarda öylesine bekleyip duruyor. Farkında olacak göz, onu anlayacak bir zihin bekliyor…  Sadaka, sözlükte sıdk(doğruluk) kökünden gelir. Allah’a karşı kulluğunda sıdk, sadakat manası taşır. Konunun dini olarak önemi ayetlerden ve peygamberimizin hadislerinden anlaşılmaktadır. Bununla ilgili olarak genelde ayetlerde geçen sadaka kelimesi daha çok zekat anlamında kullanılmıştır. Burada ayetler üzerinde durmayacağız. Bizim bildiğimiz ve kullandığımız anlamda sadaka kelimesi ve içeriğini hadislerden anlamak...

Bir Abdest Kaç Namaz?
Bir Abdest Kaç Namaz?

Malum. Küresel ısınma var. Dünyada iklim dengelerinin alt üst olmaya başladığı bir zaman dilimindeyiz. Kullanılabilen su kaynakları azalıyor. Suyu bulmak ve suya ulaşmak gittikçe zorlaşıyor. Canlılar için öneminden bahsetmeye gerek olmayacak derecede bir ihtiyaç su. Gelecekte su savaşlarının yaşanabileceği yönünde fikir yürüten insanlar var. Gidişata bakılırsa hiç de hafife alınacak bir düşünce değil.             Her neyse. “Eden bulur” diye bir deyim var dilimizde. Yaşananlar insanların iyi veya kötü ortaya...