Yol Yürek Hayır

musa2Medeniyetlerin belki de en önemli göstergesi yollarıdır. Yol varsa gidilebilir, yol varsa kavuşmak mümkündür, yol varsa ulaşım gerçekleşebilir… Yol yoksa hayat yok, yol yoksa gelişimin önünde de kocaman bir engel var demektir. Yol yoksa insan gidemiyor, insanın gidemediği yere medeniyet, dolayısıyla insanlık da gidemiyor demektir.

Bir yol gördüm başı var, sonu yok. Adeta çıkmaz bir yol. Bir yol gördüm yeni yapılıyor. Topraklar bir sağa, bir sola ayrılıyor; taşlar ve sert kayalar yerinden oynatılıyor. Geçit vermeyen sert kayaların başı dinamitle yarılıyor ve yol yapımı devam edebiliyor… Sonunda geçit vermeyen taşlar yarılıp, yer yerinde oynatılınca, geçit vermeyen dağlar da tünellerle delinip geçilince ulaşmak mümkün oluyor. İnsan insana kavuştukça yol yapımı devam edebiliyor.

Ancak yola engel koyan, geçit vermeyen bir yüreği ne parçalayabilir ki… O kaskatı kesilmiş bir kalbi ne yumuşatabilir ki… Yapılmış olan yolu kazarak, tarlaya/bağa/bahçeye katarak çalan bir vicdansızı ne engelleyebilir ki… Dışarıda/dağlarda/taşlıklarda açılacak yollardaki engeller bir bir kaldırılabilirken; soğuk, duygusuz ve kararmış kalbi temizlemek için atom bombasından çok daha etkili bir silah gerekiyor. Çünkü atomu bile parçalayan insanoğlu böyle bir yürek karşısında bazen çaresiz kalabiliyor.

İşte bu durumda böyle bir yüreği yumuşatmanın, sızlatmanın bir yolu da hayır yapma duygusu kazandırmaktır. Hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını bilmek ve gelecekte ahretin de olacağına inanmak/inandırmak önem kazanıyor. Böyle bir inancın olmadığı bir yerde/kişide hayır yapma duygusu da olmayacaktır. Allah’tan korkmayanın kuldan da utanmayacağı açık seçik ortadadır. Yapılanlar ve yaşananlar da gösteriyor ki gittikçe toprağa/paraya/mala olan bağlılığımız ahirete, dolayısıyla Allah’a olan inancımızın ötesine geçiyor.

Atalarımız inanıcını hayatına katarak ortaya koymuştu. Bunu geride bıraktıkları eserlerden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Geçmişin insanının merhameti o kadar belirgindi ki sadaka olarak her yaratılmış için yaptıklarını görünce yüreğimiz sızlıyor. Yapılan yollar, köprüler, çeşmeler, hanlar, hamamlar, açılan su kanalları, ormandaki hayvanlara bırakılan yiyecekler, evlerin duvarlarına yapılan kuş yuvaları ve daha sayısını veremediğimiz niceleri…

Bu günün insanı her şey de olduğu gibi hayır konusunda da sarsıntı geçiriyor. Başına buyruk hayatlar ve bireyselliğe doğru kaçan yaşantılar çok daha öne çıkıyor. Başka insanları/hayvanları/canlıları düşünmeyen bir insan türü giderek artıyor. Bu da hayırdan uzaklaşmaya sebep oluyor.

Sözün burasında artık söylenecek şey şudur. Yapılan hayırlar konusunda belki de en önemlisi yol yapmaktır/yaptırmaktır. Geçen her varlığın işini kolaylaştırdığı için alınacak olan sevabın sınırı yoktur. Çünkü dinimizde sadakay-i cariye olarak açıklanan ve bitmeyen sadaka olarak ifade edilen sadaka türlerinden en önemlisi yol yapmaktır. Yapılan bu tür hayırlar sayesinde kişi bıraktığı/sebep olduğu eserden dolayı ölümünden sonra da sevap kazanmaya devam edecektir… Ne demişler, “Ne verirsen elinle, o gelir seninle”

Hayra giden yolda hayır dolu günler diliyorum.

 

20.08.2009

Musa AYDOĞDU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Nokta -1
Son Nokta -1

Noktayı bilir misiniz? Hani o bize durmayı hatırlatan noktayı. Bir şeyin sona erdiğini hatırlatan noktayı. Ne sonu, aslında yeni bir başlangıcın olduğu noktayı bilir misiniz? Bir çizgi için yüzlerce nokta gerektiğini hatırlayalım. İşte hayat da bizim için noktaların birleşimi gibi bir şey. Başlangıcı ve sonu olan bir şey. Matematiksel bir dille bir doğru parçası gibi adeta. Her bir nokta öncekine bağlı. Bir önceki bir sonrakini doğuruyor… Ya ilk nokta,...

İşte O Gün
İşte O Gün

Hayaller fikirlerin, fikirler davranışların, davranışlar alışkanlıkların şekillenmesinde etkendir. Hepsi de insan karakterinin oluşumunda ve gelişiminde önemli unsurlardır. “Hayaldi, gerçek oldu” ifadesini ilk duyduğumda etkilendiğimi belirtmeliyim. İç içe mesajlar sunan bu ifadede hayal sanılan şeylerin gerçekleştiğini; yine hayal zannedilen bazı şeylerin de gerçekleşeceğine vurgu yapılmaktadır. Biz çevremizden zaman zaman şu cümleleri duyarak büyüdük: “ Biz göremeyiz, belki siz veya çocuklarınız görür.” Şimdi düşünüyorum da büyüklerimizde yaşadıklarından dolayı ne bir hayal...

Kalbiniz Kaç Gigabayt?
Kalbiniz Kaç Gigabayt?

Şunu itiraf edeyim. Bu yazı ne kadar sürer ve nasıl sonlanır onu bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var; o da bu yazıya başlık olan “ kalbimin gigabyte’ı sınırsız” ifadesinin irdelenmesi gerektiğidir. Bu da ne demek şimdi, nerden çıktı bu ifade dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin söyleyeceğim şimdi. Geçenlerde caddede yürürken yanımdan güle oynaya geçen gençlerden birine ait bu ifade. Birbirimize ters yönde aynı kaldırımda yürüyorduk. Önce kulağıma takılan sonra...

En Kutlu Doğum
En Kutlu Doğum

("Seninle aynı asırda bulunamadığım için üzgünüm ey Muhammed ! İnsanlık senin gibi bir şahsiyeti bir daha göremeyecektir" Bismarck) Zaman öylesine akıp gidiyordu. Bu gidişin tam yerinde, orda, zamanın son ortasında, o kutsal mekânda bir doğum gerçekleşiyordu. Tarih 20 Nisan 571’i gösteriyordu. Ne doğum ki o coşkuyu, coşkulu anlatımla Süleyman Çelebi’nin mevlidinde (Vesiletü’n-Necat) görürüz. Sık sık okuruz ya da dinleriz o güzel anlatışı. O ana gideriz. O zamanda hissederiz kendimizi....

Son Nokta -2
Son Nokta -2

Hayat iki nokta arasında bir çizgi dedik durduk. Her gün bizim için bu çizgiye koyduğumuz bir nokta... Noktalarımız çizgimizi oluşturacak. Belki uzun, belki çok kısa olacak çizgimiz bunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var o da kalıcı izler bırakmak isteyişimizdir. Evet, böyle demiştik önceki yazımızı bitirirken. Bugün bu ilk ve son nokta arasından bir noktadan bahsedeceğiz. Noktalarımızın varlığını görmeye, önemini anlamaya çalışacağız. Yaşımız eriyordu artık. Elimiz kalem tutmaya da...