DUYURU

DKAB müfredatı yenilendiği için sitemizdeki bu dersle ilgili dokümanların eski olduğu bilinmelidir. Yeni güncel dosyalar zamanla eklenecektir.

Çocukla Çocuk Olunur

musa2Rahmet peygamberi sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), torunları Hasan ve Hüseyin’i kucağına alır, okşar, öper ve her zaman sevgisini gösterirdi. Hatta namaz kılarken torunları O’nun omuzlarına ve sırtına çıkardı. Onlar rahatsız olmasınlar diye belki oyunları bozulmasın diye torunları omuzlarından inene kadar secdeden başını kaldırmazdı. Biz ise namazda önünden geçti diye evde çocuğunu ve torunlarını; camilerde çocukları azarlayan hatta bazen döven insanlara şahit olduk geçmişte. Tabi bu davranışın temelinde her zamanki gibi peygamberi yeterince tanımayışımız ve bilgisizliğimiz yatmaktadır.         Sevgili Peygamberimiz, sokak ve çarşılarda karşılaştığı çocuklara selam verir, saçlarını okşar ve onlara bir şeyler ikram ederdi. Çocuklara karşı çocuk gibi davranır, onların dünyalarına girebilmeyi çok iyi başarırdı. Biz hadisinde “Küçük çocuğu olan, onun hatırı için onunla çocuklaşsın” buyurmuşlardır. Biz de bu tavsiye üzerine “Çocukla çocuk olunmaz” sözüne karşı çıkarak hayır “Çocukla çocuk olunur” diyoruz.

Yetimliğin ne demek olduğunu çok iyi bilen sevgili peygamberimiz “Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikram etmeyi '' öğütlemiştir. Burada Ma’un Suresi’nde yetimi itip kakanın lanetlenişine şahit olduğumuzu da unutmayalım. Peygamber Efendimiz özellikle yetim ve yoksul çocuklarla yakından ilgilenir, kız çocukları arasında hizmetçi ve isçi gibi çalışmak mecburiyetinde kalanlara da merhametle davranır, onların her istediğini dinler, her ihtiyacını gidermeye çalışırdı. Geçmişten günümüze yetimlerin sıkıntılarını burada uzun uzun anlatmaya gerek de duymuyoruz.

Bir gün Peygamber Efendimiz (SAV) torunu Hasan’ı öpmüştü. Yanında bulunan Akra, ”Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim.'dedi. Rasulullah (SAV) hayretle adamın yüzüne baktı ve buyurdu ki, “Eğer Allah sizin gönüllerinizden rahmet ve şefkati çekip çıkarmışsa ben ne yapabilirim?” buyurdu. Bazılarının söylediğinin aksine çocuğa duyduğumuz sevgiyi göstermeli yansıtmalıyız. Herhalde bunun en iyi göstergesi sıcacık öpücüklerden oluşmaktadır.

Peygamber Efendimiz (SAV), çocukların eğitimiyle de yakından ilgilenmiş; onların hayırlı bir nesil olarak yetişmelerine çok büyük ehemmiyet vermiştir. “Çocuklarınıza iyi bakınız. Onları güzel terbiye ediniz.”, 'Hiç bir baba çocuğuna güzel ahlak ve terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.” buyurmuşlardır.
           Annelerin çocuklarına gösterdikleri şefkat ve merhamet, peygamberimiz memnun ederdi. Bir gün fakir bir kadın çocuğu ile Hz. Aişe’yi ziyarete gelir. Hz. Aişe, evde olanlara ikram edecek bir hurmadan başka bir şey bulamaz. Hurmayı anneye verir. Anne, hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirir. Bundan son derece duygulanan Hz. Aişe, olayı Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz: 'Kimin kız çocukları olur ve onları geçindirmekte sabır ve tahammül gösterirse, onlar o kimse için cehenneme siper olur.' buyurdu.

            Özetleyecek olursak Efendimiz (SAV) çocuklarla bazen bir baba, bazen bir dede bazen de kimsesiz, yoksul ve yetim çocukların hamisi (koruyucusu), bazen de bir çocuk olarak iletişim kurmuştur. Ama ne şekilde olursa olsun onların dünyasına girmeyi başararak iletişimini iyi bir şekilde tamamlamıştır. Tabi ki bu sağlam iletişimin altında yatan o eşsiz sevgi yer almaktadır. İbadetine çocukları da katarak onları küçükten ibadete yatkınlığa alıştırırken; zaman zaman çocukların oyunlarına katılarak onlara oyun içinde iyiliği, dürüstlüğü, saygı ve sevgiyi öğretmiştir.            Bir eğitimci olarak çocukların oynayarak, eğlenerek daha iyi öğrendiklerini ve daha istekli olduklarına şahit oluyoruz. Hangi alanda olursa olsun iyi bir eğitimin sağlıklı bir iletişimden geçtiği de artık bilinen bir gerçektir. Tavsiyemiz çocuklarınızı eğitirken onların dünyasına girmeyi başarın… Kısacası çocuklarla çocuklaşın.

            Sağlıklı ve huzur dolu günler dilerim.

                                                                                                                 20.12.2008

                                                                                                           Musa AYDOĞDU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Şehit Olmak
Şehit Olmak

“Bu yazı kendini tarihe veren aziz şehitlerimize ithaf olunur.” Bu satırların yazarı olarak canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, Yüce Allah’tan sonsuz rahmet diliyor, gazilerimize de sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat diliyorum. … Daha altı yedi yaşlarındaydım. Rahmetli dedem anlatırdı babasının seferberlikten dönmediğini, onu hiç tanımadığını. O zaman anlayamazdım tabi ne olduğunu bu seferberlik denilen şeyin. Ortaokul yıllarında anladım ve kavradım gerçekten seferberliğin ne demek...

Bilmek Yetmez
Bilmek Yetmez

Geçenlerde bir arkadaşımla oturuyoruz bir çaybahçesinde. Ramazan bayramı da henüz yeni geçmişti. Güzel bir güz güneşi sanki tepemizden bize bakarak gülücük saçıyordu. Sohbetimiz yudumladığımız çaylar arasında koyulaşıyor, çaycı uzaktan gözlerinin ucuyla çaylarımız bitmiş mi diye bizi kontrol ediyordu Rüzgar ise hafifçe esintisiyle yanaklarımızı okşuyordu. Bu arada çaylarımız soğutmamaya dikkat ediyorduk…            Neden sonra sohbetin tam ortasında bilmek yetmez diyorum arkadaşıma. Hiçbir bilgi tek başına yeterli değildir diye de...

Son Nokta -1
Son Nokta -1

Noktayı bilir misiniz? Hani o bize durmayı hatırlatan noktayı. Bir şeyin sona erdiğini hatırlatan noktayı. Ne sonu, aslında yeni bir başlangıcın olduğu noktayı bilir misiniz? Bir çizgi için yüzlerce nokta gerektiğini hatırlayalım. İşte hayat da bizim için noktaların birleşimi gibi bir şey. Başlangıcı ve sonu olan bir şey. Matematiksel bir dille bir doğru parçası gibi adeta. Her bir nokta öncekine bağlı. Bir önceki bir sonrakini doğuruyor… Ya ilk nokta,...

Son Nokta -2
Son Nokta -2

Hayat iki nokta arasında bir çizgi dedik durduk. Her gün bizim için bu çizgiye koyduğumuz bir nokta... Noktalarımız çizgimizi oluşturacak. Belki uzun, belki çok kısa olacak çizgimiz bunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var o da kalıcı izler bırakmak isteyişimizdir. Evet, böyle demiştik önceki yazımızı bitirirken. Bugün bu ilk ve son nokta arasından bir noktadan bahsedeceğiz. Noktalarımızın varlığını görmeye, önemini anlamaya çalışacağız. Yaşımız eriyordu artık. Elimiz kalem tutmaya da...

Kalbiniz Kaç Gigabayt?
Kalbiniz Kaç Gigabayt?

Şunu itiraf edeyim. Bu yazı ne kadar sürer ve nasıl sonlanır onu bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var; o da bu yazıya başlık olan “ kalbimin gigabyte’ı sınırsız” ifadesinin irdelenmesi gerektiğidir. Bu da ne demek şimdi, nerden çıktı bu ifade dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin söyleyeceğim şimdi. Geçenlerde caddede yürürken yanımdan güle oynaya geçen gençlerden birine ait bu ifade. Birbirimize ters yönde aynı kaldırımda yürüyorduk. Önce kulağıma takılan sonra...