DUYURU

DKAB müfredatı yenilendiği için sitemizdeki bu dersle ilgili dokümanların eski olduğu bilinmelidir. Yeni güncel dosyalar zamanla eklenecektir.

Huzuru Bulan Adam

musa2 Bir köşede(n) şöyle sesleniyor/yazıyor bir yazarımız:”Medeniyetle barışık değildir İslam”,”İçime huzur doluyor İncil okurken”

        Evet, insan huzuru bir başka deyişle mutluluğu arar durur. Adına kitaplar yazılmış, filmler yapılmış, eserler ortaya konulmuş bir önemli bir kavramdır mutluluk.

         Dinlerin de özünde insanın önce dünyada sonra ahirette mutluluğunu sağlamak vardır. Bu yüzden insanı mutlu kılmayı amaçlayan bilgiler ve öğütler oldukça önemlidir. Bu yazıda uzun uzadıya bu konu üzerinde durmayacağım. Benim söylemek istediğim insanlar için seçeneklerin bol olduğudur. Hangisi mutlu ediyorsa, huzur veriyorsa onu seçmek de serbest. İncil’de huzur bulan İncil okusun. Tevrat okumak da serbest. Şiir tarzında Zebur da okunabilir. Vedalar’dan okunan bölümler de kişiyi kendinden geçirebilir. Tipitaka’dan okunan bölümlerle nirvanaya da ulaşılabilir.  Okumak da serbest, okumamak da. İnanmak da serbest inanmamak da.

          Buna diyecek bir sözümüz yok. Ama bilmeden, anlamadan, araştırmadan konuşmak cehalet üstüne cehalet değil de nedir? Bunlar cehaletin bir yönü. Bunun farkında olmamak da bir başka boyutu…

“İslam medeniyetle barışık değil” diyor huzuru bulan adam. Çünkü o içki içecek istediği kadar, kumardan da asla vazgeçemez, karşı cinsle istediği gibi vakit geçirmesi de gerekiyor, karşı cinsle anlaşarak  ilişkiye de girmek (zina) de ihtiyacıdır onun, karşılıklı rıza oldu mu nikaha da gerek yoktur ona göre. Buna karşı çıkmak onun huzurunu kaçırır. Çünkü onun her istediği serbest olmalı ki huzuru kaçmasın. Ona göre bugün dünyada böyle yaşayan hristiyanlar çok medeni. Bu yüzden Hristiyanlık da medeniyetle barışık. İncil okumak da huzur veriyor ona. “Ama ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur. “(İncil;Matta,5:28).

         Merak ediyorum. Huzuru bulan adam İncil’deki bu bölümü okumuş mudur? İncil’e göre bırak bir arada halvet halinde olmayı şehvetle bakmak bile zina sayılırken acaba onun okuduğu ve huzur bulduğu ve bizim bilmediğimiz başka bir İncil mi var?

         Eline kalem tutuşturulmuş adına yazar denilen kalemşörler yazmıyorlar. Bilmeden cehalet karalıyorlar. Adına basının duayen ismi deniliyor bazılarına. Büyük sıfatı da unutulmuyor söylenirken/yazılırken. Bu sene de kurban hac zamanına denk geldi diyerek cehalet göstergesi bir cümleyi pişkin pişkin kurabiliyorlar bazen. Ne diyelim huzur arıyorum, huzuru buluyorum derken kutsal adına ne varsa eritmeye, yozlaştırmaya çalışıyorlar. Aranan huzur olunca her şey mübah da oluyor bazıları için.

        Buldum, buldum huzuru buldum . İşte İncil okudukça huzur doluyor içime. Çünkü böyle geliyor işime. Pragmatizm zaten büyük ilke(!) Sadece şunu hatırlatmak istiyorum. “Buldum, buldum İslam medeniyetle barışık değildir” deyip o çıplak bilgiyle bir yere varamazsın sen. Hem bunu ilk defa sen dile getirmiyorsun ki yeni bir şey buldum diye sevinirsin.

Peki, İncil’in gerektirdiği ve öğütlediği ahlaki ilkelere uygun davranabiliyor musun? Bunu ben bilemem. Huzuru bulan sensin. Cevabını da sen verirsin.

 

11.06.2008

 Musa Aydoğdu

www.musaaydogdu.net

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Huzuru Bulan Adam
Huzuru Bulan Adam

Bir köşede(n) şöyle sesleniyor/yazıyor bir yazarımız:”Medeniyetle barışık değildir İslam”,”İçime huzur doluyor İncil okurken”         Evet, insan huzuru bir başka deyişle mutluluğu arar durur. Adına kitaplar yazılmış, filmler yapılmış, eserler ortaya konulmuş bir önemli bir kavramdır mutluluk.          Dinlerin de özünde insanın önce dünyada sonra ahirette mutluluğunu sağlamak vardır. Bu yüzden insanı mutlu kılmayı amaçlayan bilgiler ve öğütler oldukça önemlidir. Bu yazıda uzun uzadıya bu konu üzerinde durmayacağım. Benim söylemek...

Ramazan Deyince
Ramazan Deyince

Çok şükür kavuştuk Ramazana. Bir Ramazan ayına daha kavuştuk. Ramazan deyince bir arkadaşın, “bu sene de bitti ramazan. Bir kere daha onu uğurladık. Seneye on gün daha erken gelecek, inşallah nasip olur da tekrar kavuşuruz” deyişini hatırlarım. Ramazan deyince oruca yeni alışan neslin, çocukların;”bu sene oruç 29 günmüş, 30 günmüş” deyişini tatlı bir tebessümle unutamam. Ramazan deyince birbirinin ramazanını evde, işte, sokakta, telefonda, TV'de tebrik eden insanların;”misafir geldi mi...

Son Nokta -2
Son Nokta -2

Hayat iki nokta arasında bir çizgi dedik durduk. Her gün bizim için bu çizgiye koyduğumuz bir nokta... Noktalarımız çizgimizi oluşturacak. Belki uzun, belki çok kısa olacak çizgimiz bunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var o da kalıcı izler bırakmak isteyişimizdir. Evet, böyle demiştik önceki yazımızı bitirirken. Bugün bu ilk ve son nokta arasından bir noktadan bahsedeceğiz. Noktalarımızın varlığını görmeye, önemini anlamaya çalışacağız. Yaşımız eriyordu artık. Elimiz kalem tutmaya da...

Yol Yürek Hayır
Yol Yürek Hayır

Medeniyetlerin belki de en önemli göstergesi yollarıdır. Yol varsa gidilebilir, yol varsa kavuşmak mümkündür, yol varsa ulaşım gerçekleşebilir… Yol yoksa hayat yok, yol yoksa gelişimin önünde de kocaman bir engel var demektir. Yol yoksa insan gidemiyor, insanın gidemediği yere medeniyet, dolayısıyla insanlık da gidemiyor demektir. Bir yol gördüm başı var, sonu yok. Adeta çıkmaz bir yol. Bir yol gördüm yeni yapılıyor. Topraklar bir sağa, bir sola ayrılıyor; taşlar ve...

Dilin Altındaki İnsan
Dilin Altındaki İnsan

Öğrenmenin yeri, zamanı, yaşı, başı yok demişler. Ne doğru söylemişler. Geçenlerde bir yolculuk sırasında kulak misafiri olduğum şu sözler bu yazıya ilham kaynağı oluverdi: “ İnsanın adamlığı dilinin altında gizlidir.”             Gerçekten bu içi dolu ve anlamlı bir sözdü benim için. Daha önce duyduğum ve bildiğim halde sanki ilk defa duymuş gibiydim. Aynı anda aşağıdaki sözler de zihnimden sırayla geçiverdi:             “Konuşmak zor zanaat öyleyse”,             “Söz ola kese...